|
PROSTAT KANSERİ
Prostat Kanseri Nedir?
Prostat kanseri, diğer tür kanserlerde olduğu gibi anormal
yapıdaki hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucunda
meydana gelir.
Prostat kanseri genel olarak yavaş gelişen kanserler arasında
kabul edilir. Bu nedenle pek çok vakada, belirtiler ancak
hastalar ileri yaşlara geldiğinde ortaya çıkmakta ve hastalık
teşhisi ileri yaşlarda konmaktadır. Bazı kişilerde ise yavaş
gelişen prostat kanseri bulunduğu halde hiçbir belirti vermemesi
nedeniyle teşhis edilmesi mümkün olmamakta ve bu kişiler başka
nedenlere bağlı olarak yaşamlarını kaybedebilmektedir.
Sağlıkla ilgili istatistiklerin çok iyi tutulduğu Amerika
Birleşik Devletleri'nde elde edilen rakamlar, prostat kanserinin
önemi açısından yeterince bilgi vermektedir.
Prostat kanseri (ABD'de) cilt kanserleri hariç tutulursa
en sık görülen kanserdir. Prostat kanseri, erkeklerde ölüme
neden olan kanserler arasında, akciğer kanserinden sonra ikinci
sırada yer almaktadır.
Prostat kanseri erkeklerde görülen tüm kanserlerin %43'ünü,
kanserle ilişkili ölümlerin ise %14'ünü teşkil etmektedir.
Yaklaşık her 5 Amerikalı erkekten birinde yaşamı sırasında
prostat kanseri gelişmektedir.
İyi Huylu Prostat Büyümesi ve Prostat
Kanseri
İyi huylu prostat büyümesi (Benign Prostat Hiperplazisi, BPH),
adından da anlaşıldığı gibi gerek yapısı, gerek sonuçları
ve gerekse tedavisi açısından prostat kanserinden farklı bir
hastalıktır. Ancak belirtilerinin birbirine çok yakın olması
nedeniyle bu iki hastalığın birbirinden ayrılması büyük önem
taşımaktadır. Kırk yaşından itibaren prostat bezinde yer alan
salgı bezlerinde iyi huylu büyüme başlar. 60 yaş üzerindeki
erkeklerin yarısında, 70-80 yaş Üzerindeki erkeklerin %90'a
varan çoğunluğunda belirgin bir büyüme tespit edilir. Ancak
bu kişilerin pek çoğunda herhangi bir şikayet bulunmayabilir.
İyi huylu prostat büyümesi, idrar yolları ile ilgili olarak
yol açtığı şikayetler nedeniyle önemlidir. Büyüyen prostat
bezi idrar kanalını daraltarak idrarın akışını zorlaştırır.
Hatta idrar kanalının tamamen tıkanmasına bile yol açabilir.
İdrar kanalındaki daralma nedeniyle mesanenin tam olarak boşalamaması
tekrarlayan inatçı enfeksiyonlara ve bir süre sonra böbreklerin
zarar görmesine neden olabilir. İyi huylu prostat büyümesi
bazen prostat kanseri ile beraber olabileceği için Şikayetlerin
iyi huylu prostat büyümesine bağlanmasından önce prostat kanseri
olasılığının ekarte edilmesi gereklidir.
Prostat Kanseri İçin Risk Faktörleri
Nelerdir?
Prostat kanserinin nedenleri hakkındaki bilgilerimiz çok sınırlıdır.
Yaş ve ırk en net şekilde ortaya konan risk faktörlerini oluşturmaktadır.
Prostat kanserine yakalanma riski 50 yaşından sonra süratle
artmaktadır. Erkeklerde teşhis edilen tüm prostat kanserlerinin
% 80'inden fazlası 65 yaş üzerindeki erkeklerde görülmektedir.
Prostat kanserleri siyah ırkta beyaz ırka göre çok daha sık
olarak görülmektedir.
Diyet ve prostat kanseri arasındaki ilişkinin tam olarak
aydınlatılamamış olmasına rağmen, Amerikan Kanser Derneği
tarafından en yeni bilimsel araştırma sonuçlarına dayanılarak
hazırlanan beslenme rehberinde, az yaş ihtiva eden diyet ile
beslenilmesi, günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmesi
önerilmektedir. Ayrıca fiziksel aktivitenin arttırılmasının
da faydalı olduğu bildirilmektedir. Bu öneriler sadece prostat
kanseri için değil diğer bütün kanserlerin önlenmesi için
tavsiye edilen öneriler arasında yer almaktadır.
Prostat Kanserinin Belirtileri ve
Neden Olduğu Şikayetler
Yukarıda da belirtildiği gibi prostat kanseri ve iyi huylu
prostat büyümesine ait şikayetler birbirine benzerdir. Aşağıda
sıralanan şikayetlerle karşılaşılması durumunda prostat kanseri
olasılığının değerlendirilmesi için hekime başvurulması gereklidir.
- İdrar yaparken ağrı veya idrar yapmada zorluk
- İdrarda kan görülmesi
- Pelvis bölgesinde uzun süren ağrı
- Sık idrara çıkma, aniden idrar yapma ihtiyacının ortaya
çıkması
- Özellikle gece sık sık uykudan uyandıran idrara çıkma
ihtiyacı.
- İştah azalması ve kilo kaybı
Prostat Kanserinde Erken Teşhis
Prostat kanserinin erken teşhisi, başarılı şekilde tedavi
imkanı sağlar. Eğer hastalık, prostat dokusu dışında vücudun
diğer kısımlarına yayılmadan teşhis edilir ve uygun bir şekilde
tedavi edilirse şifa manasına gelen hastalıktan sonra beş
yıl yaşama oranı %99 olur. Bu nedenle diğer kanserlerde olduğu
gibi erken teşhis çok büyük önem taşımaktadır. Prostat kanserinin
erken safhalarda teşhisi tarama testleri ile mümkün olur.
Bu testler kesin teşhis koymaktan çok, ileri inceleme ihtiyacı
olup olmadığına karar vermek amacıyla kullanılır.
Prostat kanserlerinin taranması amacıyla kullanılan üç test
vardır.
1- Parmakla Prostat Muayenesi: Bu muayene hekim tarafından
prostat dokusunda büyüme olup olmadığını, tümör düşündüren
herhangi bir değişiklik olup olmadığını anlamak üzere makattan
parmakla girilerek uygulanır. Prostat kanserlerinin çok büyük
bir kısmı prostatın parmakla kontrol edilebilir kısmında meydana
geldiğinden, bu muayene erken teşhis açısından büyük önem
taşır. Prostat kanseri erken safhalarda belirti vermeyen bir
tabiatta olduğundan, 40 yaş üzerindeki erkeklere yıllık check-up
programının bir parçası olarak bu muayenenin yapılması konu
ile ilgili bütün sağlık otoriteleri tarafından tavsiye edilmektedir.
Bu muayene şahsı biraz rahatsız etse de ağrıya neden olmaz
ve rektum tümörlerin de erkenden teşhis edilmesini sağlayabilir.
2- Prostat Spesifik Antijen (PSA) Testi: Prostat spesifik
antijen, normalde prostat dokusunda bulunan protein yapısında
bir maddedir. PSA'nın kanda bulunan miktarı prostat kanserlerinde,
hastalığın derecesi ile orantılı olarak yükselir. Ancak prostat
kanseri dışında, iyi huylu prostat büyümelerinde, prostat
iltihaplarında, prostat infarktlarında da yüksek değerler
elde edilebildiğinden, yüksek değerler prostat kanseri teşhisi
konulması için tek başına yeterli değildir. Sayılan bu nedenlere
ek olarak otoriteler arasında tam bir fikir birliği olmamakla
beraber, parmakla prostat muayenesinin de kandaki PSA düzeyini
arttırıcı yönde etki edebileceği belirtilmektedir. Bizim gözlemlerimiz
de bu görüşü destekler niteliktedir. Bu nedenle PSA testinin,
muayeneden en az 2-3 gün sonra uygulanmasının daha uygun olacağı
ileri sürülmektedir. Amerikan Kanser Derneği ve Amerikan Ürologlar
Birliği, 50 yaş üzerindeki erkeklere tarama amacıyla bu testin
her yıl uygulanmasını tavsiye eder. PSA testi tarama testi
olmanın yani sıra, tedavi edilen kişilerde tedaviye alınan
cevabin değerlendirilmesinde ve nükslerin erkenden belirlenmesinde
de kullanılır.Son yıllarda klinik kullanıma giren serbest-PSA
testinin, iyi huylu prostat büyümelerine bağlı PSA yüksekliklerinin
prostat kanserine bağlı PSA yüksekliklerinden ayırt edilmesinde
yararlı olabileceği ileri sürülmektedir.
3- Transrektal Ultrasound: Prostatın ses dalgaları
kullanılarak muayenesini sağlayan, makattan uygulanan bir
incelemedir. Bu yöntem ile prostat dokusunun yapısının gözden
geçirilmesi, ileri inceleme gerektirecek kanser şüphesi uyandıran
yapıların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi mümkün
olmaktadır. Bu yöntem parmakla yapılan prostat muayenesinde
hissedilemeyen odakların belirlenebilmesini sağlayabildiği
gibi, parmakla hissedilen oluşumlarının karakterinin daha
iyi anlaşılmasına da yardımcı olmaktadır.
Prostat Kanserinde Kesin Teşhis
Nasıl Koyulur?
Tarama amacıyla kullanılan yöntemlerle prostat kanseri bulunabileceği
sonucuna varılırsa hekim bu olasılığı değerlendirmek üzere
teşhis metotlarından birini veya birkaçı kullanılarak kesin
teşhise ulaşmaya çalışır.
Biopsi: Prostat kanseri teşhisi amacıyla kullanılan
esas metot biyopsidir. Biyopsi, prostat dokusundan alınan
küçük bir doku parçasının mikroskop ile incelenmesi şeklinde
gerçekleştirilen bir işlemdir. Bu işlemde biyopsi iğnesi denilen
ince bir iğne ile rektum duvarından girilerek prostat dokusuna
ulaşılır ve dokunun şüphe uyandıran kısmından bir parça alınır.
Parçanın dokunun uygun kısmından alınması için hekim iğneye
parmağı ile kılavuzluk eder veya işlemi rektal ultrasonografi
kontrolü altında yapar. Alınan parça incelenmek üzere patoloji
laboratuvarına gönderilir.
Kemik Sintigrafisi: Prostat kanserinin kemiklere atlayıp
atlamadığını değerlendirmek üzere yapılan bir incelemedir.
Manyetik Rezonans Görüntüleme: Bu inceleme ile prostat
dokusuna ek olarak, infeksiyona karşı mücadele eden beyaz
kan hücrelerinin üretildiği lenf bezelerinde büyüme olup olmadığı
da değerlendirilir.
Prostat Kanserinde Tedavi Seçenekleri
Tedavisiz yakın takip: Yapılan değerlendirme sonucunda,
tedavinin yaşam kalitesini ve süresini uzatmayacağı kararına
varılırsa, herhangi bir tedavi uygulanmaksızın hasta yakından
takibe alınabilir. Takipte, başta PSA testi olmak üzere, belirli
aralıklarla bazı testler uygulanarak hastalığın seyri izlenir.
Cerrahi tedavi: Kanserin sadece prostat dokusu içinde
sınırlı olduğunun belirlenmesi durumunda tüm prostat dokusunun
çıkarılması manasına gelen "radikal prostatektomi"
ameliyatı uygulanabilir.
Radyasyon tedavisi: Bu tedavi, sadece prostat dokusuna
sınırlı bir tümörde cerrahi tedaviye alternatif olarak uygulanabildiği
gibi, prostat dokusu dışına taşmış tümörlerin tedavisinde
veya genel sağlık durumu ağır bir ameliyatı kaldıramayacak
kadar kötü olan hastalarda da uygulanabilir.
Hormon tedavisi: Erkeklik hormonlarının prostat kanserinin
büyümesinde rolü olduğu bilindiğinden, bu hormonların üretimini
engelleyici türden ilaçlarla yapılan tedaviler tümörün büyümesini
ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatıcı yönde etki sağlayabilir.
Bu amaçla erkeklerde testesteron denilen erkeklik hormonunun
üretildiği başlıca organlar olan testislerin ameliyatla alınması
demek olan "orşiektomi" ameliyatı da yapılabilir.
(Düzen Laboratuvarı yayınlarından
yararlanılmıştır.)
|